Ambulanstan Sanık Sandalyesine
15 Temmuz 2016 tarihinde Genelkurmay Başkanlığında görev yapan Havacı Subay K.Y.’nin savunma tutanağı, olay gecesine ilişkin zaman ve mekân kronolojisini ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor. Anlatılan tabloya göre K.Y.’nin fiili konumu ile hakkında ileri sürülen iddialar arasında ciddi bir kopukluk bulunuyor.
Atama Gerçeği ve Kadro Meselesi
K.Y., isteği dışında Genelkurmay Personel Başkanlığı’na atamasının çıktığını ve burada görev yaptığını ifade ediyor. Bu görevlendirme, özel olarak seçilmiş ya da tercih edilmiş bir atama değildir. Savunmasına göre mahkemenin, K.Y.’nin özellikle bu birime atanmış gibi bir tablo oluşturmaya çalışması kabul edilemez. Zira sınıfı ve görevi itibariyle Genelkurmay Personel Başkanlığı, K.Y.’nin muhtemel çalışma kadrolarından yalnızca biridir. K.Y., ifadesinde özellikle bu hususun baştan açıklığa kavuşturulması gerektiğini beyan ettiğini vurguluyor.
Genelkurmay Önünde Açılan Ateş ve Yaralanan Komutan
Savunmaya göre olay gecesi Genelkurmay önünde askere ateş açılıyor. Birliği korumakla görevli askerler arasında yaralananlar oluyor. Bu sırada Muhafız Tabur Komutanı da isabet alarak yaralanıyor. K.Y., ani gelişen silahlı çatışma ortamında hayatında ilk kez böyle bir durumla karşılaştığını, silah sesleri kesilinceye kadar bulunduğu yerden çıkmadığını ifade ediyor.
“Kesinlikle sanık olsun, tanık olsun kimseyle birlikte hareket etmedim” sözleriyle o süreçte herhangi bir grupla birlikte hareket etmediğini belirtiyor. Bilirkişi heyeti raporunun da kimseyle birlikte hareket etmediğini teyit ettiğini savunuyor.
Yaralanma ve Ambulans Süreci
Savunmaya göre ortam nispeten sakinleştiğinde, yaralanan Muhafız Tabur Komutanı’nın ambulansa bindirilmeye çalışıldığını görüyor. Yaralı komutanın bağırdığını fark ettiğini, bunun üzerine sedyenin bir ucundan tutarak yardım ettiğini aktarıyor. Bu noktadan sonra süreci şu sözlerle ifade ediyor: “Yaralanan Muhafız Tabur Komutanı’na refakatçi olarak ambulansla hastaneye gittim…”
Savunmaya göre K.Y., bu andan itibaren hastanede yaralı rütbeli askere refakat eden personel konumundadır. K.Y. hastane sürecinde, hastaneye gelmiş olan Ali Haberal ve Mehmet Haberal ile de görüşüp onlara da durum hakkında bilgi veriyor. Bu iki isim ve bunların dışında da K.Y.’nin hastanede bulunduğunu ve oradaki faaliyetlerini teyit edecek şekilde tanıklık yapabilecek diğer rütbeli personelin de dinlenmesi talebi ise mahkemece red ediliyor.
Görev Yeri ile İsnat Edilen Eylem Arasındaki Kopukluk
Savunmada altı çizilen temel husus şu: K.Y., yaralanan komutana yardım etmiş, ambulansla hastaneye gitmiş ve refakat görevini yerine getirmiştir. O sırada olay yerinden fiilen ayrılmıştır.
Buna rağmen sırf önceden atandığı kadrodan dolayı iddia makamının asılsız ve tamamen ilişkilendirilemez iddialarına muhatap oluyor. Savunmaya göre, hastanede yaralı komutana refakat eden bir personelin; olay yerinde gerçekleştiği iddia edilen eylemlerle ilişkilendirilmesi ciddi bir zaman ve mekân çelişkisi doğuruyor.
Dinlenmeyen Şahitler
Savunmada ayrıca, aynı konumda yer alan (hastane ve birlik girişinde) birçok ismin K.Y.’nin ifadelerini doğruladığı belirtiliyor. Olaya şahit olan üst rütbeli askerlerden bazıları, olaylara şahit olmalarına rağmen ve savunma tarafından tanık olarak dinlenmeleri talep edilmesine rağmen, mahkeme tarafından tanık olarak ifadelerine başvurulmamış ve dinlenmemiştir. Bu durum savunmada, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından önemli bir eksiklik olarak değerlendiriliyor.
Savunma tutanağında çizilen kronolojiye göre tablo nettir:
- Genelkurmay önünde askere açılan ateş
- Muhafız Tabur Komutanı’nın yaralanması
- Sedyeye yardım
- Ambulansla hastaneye intikal
- Hastanede refakat görevi
ve buna rağmen çatışmalara ve olaylara dahil edilme çabası…
Dosyanın merkezindeki soru ise hâlâ aynı:
Yaralı bir komutana sedye tutan ve ambulansla hastaneye giden bir personel, nasıl olur da çatışmanın faili olarak gösterilebilir?
Asım Durmaz