Orgeneral Abidin Ünal Bu İşin Neresinde?
Hava Kuvvetleri Komutanlığında görev yaparken 15 Temmuz olayları sonrasında tutuklanan Albay V. K., mahkemedeki savunmasında 15 Temmuz gecesi ve öncesine dair çarpıcı iddialarda bulundu. Dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal’ın kararlarını, çelişkili ifadelerini ve şüphe uyandıran sıra dışı faaliyetlerini tek tek sıralayan Albay V. K., "Bu bir oyun muydu, biz kurban mı seçildik?" sorusunu yöneltti. Ünal’ın resmî ifadelerindeki çelişkileri ve protokol dışı gizemli hareketlerini öne çıkaran Albay V. K., askerî teamüllerin nasıl yerle bir edildiğini anlattı.
İşte Albay V. K.’nın ifadelerinden öne çıkan o çelişkiler ve soru işaretleri:
1. Uçuş Yasağına Rağmen Gelen Emir: "F-16 Pilotları Akıncı’ya Gitsin"
Albay V. K.’nın beyanına göre, 15 Temmuz akşamı hava sahasının kapatıldığı ve tüm uçuşların iptal edildiği bilgisi üzerine saat 20:17’de Orgeneral Abidin Ünal ile bir telefon görüşmesi gerçekleşti. Ünal’ın uçuş yasağından haberdar olduğunu belirten Albay V. K., komutanın buna rağmen şüphe uyandırıcı bir emir verdiğini iddia etti:
"Uçuş yasağı ve gelişmelerden haberi vardı. Bir teröristle mücadele harekatı için veya hazırlık için F-16 pilotları Akıncı’ya gitsin dedi. Bu emri aldıktan sonra önce şaşırdım, anlam veremedim.”
2. Sivil Makam Aracını Bırakıp Ulus’ta Taksiye Binen Komutan
Albay V. K., Orgeneral Ünal’ın son bir yıl içerisinde askerî kurallara ve protokollere tamamen aykırı, gizemli faaliyetler yürüttüğünü öne sürdü. Albay V. K., Ünal’ın korumaları dahi atlatarak sivil taksilerle bilinmeyen yerlere gittiğini şu sözlerle aktardı:
“Karargahtan ve kendi evinden sivil makam aracıyla ayrılıp, Ulus civarında bir taksiye binip başka yerlere gidiyordu. Korumaları da bırakıp taksiye binip bir yere gitmesi bizi tedirgin ediyordu. Bir keresinde Genelkurmay Başkanı acil görüşmek istedi, telefonları kapalı olduğu için ulaşamadık, ciddi kriz oldu.”
3. Mesai Saati Dışı Protokolsüz Görüşmeler ve Sır Küpü "Ergün"
Ünal’ın karargahta herkesin ayrıldığı saatleri kollayarak gizli görüşmeler yaptığını iddia eden Albay V. K., bu görüşmelere sadece eski Kurmay Başkanı Hasan Hüseyin Demirarslan’ın şahit olduğunu belirtti:
“Özellikle iki kişi; biri AKP Milletvekili Şirin Ünal, diğeri de adı Ergün olan biriyle tamamen mesai saatleri dışında görüşmeyi talep etti sürekli. Ortamda kimsenin olmadığı zamanları kolluyordu. Bu görüşmelerin ardından ertesi gün sabah brifinginde sık sık ‘Bu yaz çok sıcak geçecek, Şirin hanımın istediği hemen olmaz, bu işleri zamana yaymak lazım’ gibi ifadeler kullanıyordu.”
4. 15 Temmuz’dan Bir Gün Önce Yaşar Güler’e Gönderilen "Mühürsüz Sarı Zarf"
Sözde darbe girişiminden tam bir gün önce, 14 Temmuz günü karargahta normalin üzerinde bir telefon trafiği yaşandığını söyleyen Albay V. K., askerî teamüllere aykırı gizli bir evrak trafiğini de ifşa etti:
“Saat 15.00 sularında Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler ve Orgeneral Abidin Ünal yaklaşık 30 dakikalık bir telefon görüşmesi yaptılar. Görüşmeyi takiben saat 16.00 gibi Orgeneral Abidin Ünal kapalı bir sarı zarfı; isimsiz, adressiz ve mühürsüz olarak çok güvendiği bir kişiyle Orgeneral Yaşar Güler’e gönderdi.”
5. MİT Mensubu Sadık Üstün İle Gizemli Telefon Trafiği
Aynı gün (14 Temmuz) karargahta yaşanan bir diğer sıra dışı gelişme ise Ünal’ın normalde kabul etmeyeceği ani bir telefonu kabul etmesi oldu. Albay V. K., "Sivil hattan Albay Sadık Üstün olduğunu söyleyen bir şahıs aradı. Komutan normalde ani gelen telefonları kabul etmez ama kabul etti ve 20-30 dakika görüştü. MİT’te görevli olduğunu sonradan öğrendiğimiz bu şahsı 15 Temmuz gecesi de yoğun olarak komutanlarla görüşürken görüyoruz" diyerek bu ilişkinin araştırılması gerektiğini vurguladı.
6. Tüm Generaller Düğünde: "Hava Kuvvetlerinin Başında Kimse Yoktu”
15 Temmuz günü askerî komuta kademesinde adeta bir "boşluk" oluşturulduğunu ifade eden Albay V. K., komuta kademesinin aynı anda İstanbul’daki düğüne gitmesini sert bir dille eleştirdi:
"O gün Hava Kuvvetlerinde 1 tane orgeneral, 8 tane korgeneral mevcut. Bunların hiçbirisi görevinin başında değil. Bırakın 2 numarasını, kendisinden sonra gelebilecek 6 kişi daha yok. Havacılık tarihinde 1974'ten beri hava sahası hiç kapatılmamış. Bu kadar olağan dışı bir duruma rağmen ne bekleniyordu? Bu bir ihmal mi, yoksa bir şeye zemin mi hazırlandı?”
7. "Bizim Çocuklar Yüzüne Gözüne Bulaştırdı"
Albay V. K., sözde darbe gününün ertesinde, Cumartesi saat 15:30 sularında Akıncı Üssü'nde olduğunu sonradan öğrendiği Abidin Ünal ile yaptığı görüşmede geçen ve kendisini dehşete düşüren o diyaloğu paylaştı:
"Bana Akıncı’da olduğunu söylemediği gibi ‘Ankara’da bir yerlerdeyim’ dedi. ‘Bu işi bitiriyorlar’ dediği zaman, ‘Bizim çocuklar yüzüne gözüne bulaştırdı’ ifadesini kullandı. Önce ürktüm. Bu bir oyun muydu? Biz de kurban olarak mı seçilmiştik? Bunu çözebilmiş değilim."
8. İfadelerdeki Büyük Çelişki ve "Tutuklayın" Talimatı Yalanı
Orgeneral Ünal’ın savcılık ve mahkeme aşamalarında verdiği ifadelerin sürekli değiştiğini belirten Albay V. K., Ünal’ın kendisini tutuklatma sürecine dair gerçekleri çarpıttığını söyledi. 15 Temmuz gecesi ve sonrasında Ünal ile saatlerce aynı odada oturduklarını, çay içtiklerini ve Akın Öztürk’ün suçsuz olduğunu açıklayan basın açıklamasını birlikte hazırladıklarını belirten Albay V. K., "İlk ifadesinde benim için 'Şikayetin varsa Merkez Komutanlığını ara' diyen Abidin Ünal, sonraki ifadelerinde dozu artırarak güya karargaha gelir gelmez 'Bunu da tutuklayın' talimatı verdiğini iddia ediyor. Bu tamamen gerçek dışıdır" diyerek bu çelişkileri de ortaya koydu.
Albay V. K.’nın mahkeme salonunda kayda geçen bu çarpıcı beyanları, 15 Temmuz sözde darbe girişimi ve sonrasında inşa edilen resmî anlatının arkasında henüz aydınlatılmamış pek çok gri alan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Sıralanan tüm bu çelişkiler, kronolojik tutarsızlıklar ve askerî teamüllere aykırı gizemli faaliyetler; o gece yaşananların sadece bir emir-komuta zinciri ihlalinden ibaret olmadığına, madalyonun görünmeyen çok daha karmaşık bir yüzü bulunduğuna ışık tutuyor. Dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal’ın gerek olaylar öncesindeki sıra dışı trafiği gerekse süreç içerisindeki muğlak kararları ise bu muazzam belirsizliğin ve sistemsel soru işaretlerinin en bariz, en somut örneklerinden biri olarak tarihteki yerini alıyor.
Eşref Kara