Dz.Kur.Alb. Hüseyin Demirtaş: "Hürriyetini elinde bulunduran herkes mücadele etmeli“

Dz.Kur.Alb. Hüseyin Demirtaş: "Hürriyetini elinde bulunduran herkes mücadele etmeli“
23/01/2023

Dünya ve Türkiye gündemine ait güncel konuların analiz ve yorumlarının yapıldığı, üst düzey başarılı askerler ve asker aileleri ile 15 Temmuz’a dair röportajların yer aldığı Alesta youtube kanalı yeni bir konuğu ile yaptığı söyleşisini yayınladı.  İnsan Hakları ve Adelet Aktivisti KHK'lı Dz.Kur.Alb. Hüseyin Demirtaş, Alesta Kanalında Biz Bize’nin konuğu oldu. 
 

Kurmay Albay Hüseyin Demirtaş kimdir? 

1994 yılı Deniz Harp Okulu Mezunu olan Dz.Kur.Alb. Hüseyin Demirtaş, meslek hayatında birçok başarılara imza atmış bir Deniz Subayı.

Meslek hayatının ilk yıllarında Avcı Bot Tipi küçük gemilerden Fırkateyn gibi büyük gemilere geçebilecek derecede başarılı olan Alb. Demirtaş, kariyeri süresince Deniz Kuvvetleri Komutanlığında bazı ilkleri gerçekleştirmiş bir Deniz Subayı aynı zamanda. Göstermiş olduğu başarılar neticesinde birçok komutanı tarafından defalarca takdire layık görülen Kur.Alb. Demirtaş, takdir eden komutanların yüzde doksan dokuzunun Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi davalardan hüküm almış olan askerler olduğunu ifade ediyor. Kendi ifadesiyle meslek hayatı "Sistemle Mücadele" ile geçiyor Kur.Alb. Demirtaş'ın.


15 Temmuz Sürecinde Yaşadıkları

2015-2016 yıllarında Bükreş de Ataşe olan Dz.Kur.Alb. Hüseyin Demirtaş, havuz medyasında hakkında yapılan "Bükreş'ten firar etti" şeklinde yalan haberlerin aksine hem diplomatik hem hususi pasaportu olduğu halde 15 Temmuz 2016 sonrası Türkiye'ye döndüğünü ifade ediyor. Kur.Alb. Demirtaş, 15 Temmuz öncesi "Kommodor" olarak yapılmış tayininin 15 Temmuz sonrası değiştirildiğini ve bir nevi tenzili rütbe sayılabilecek bir vazifeye atandığını belirtti. Bunu "Soykırım Damgalaması" olarak tanımlayan Demirtaş, 15 Temmuz'dan yaklaşık bir ay sonra gözaltına alınmış. Bu süreçte hukukun kendisine tanımış olduğu hakları kullanarak yazmış olduğu dilekçelerin cevapsız bırakıldığını söylüyor.

Yaşadığı süreçte Hukukun Üstünlüğüne inanarak hareket eden ve hukuk yolları ile hakkını arayan Kur.Alb. Demirtaş, yazmış olduğu dilekçelere imzasız bir yazı ile karşılık veren Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve kendisine savcılık tarafından sahte tutanak verilmesi sonucunda karşısında devlet tanımaz, hukuk tanımaz, yasa tanımaz ve sahtekarlık ile hareket eden bir güruhun var olduğunu anladığını ifade ediyor.

Bu şekilde "devlet tanımaz, hukuk tanımaz, yasa tanımaz bir güruha teslim olmanın Vatana İhanet sayılacağına"  ve  “teslim olduğunda mücadele edemeyeceğine“ inanan Kur.Alb. Demirtaş  bu nedenle kendisini teslim almaya gelen polislere teslim olmadığını aktarıyor. 

Türkiye'de yaşanan süreçle ilgili olarak;

"Şu an ülkede Anayasa yok. Kendi KHK metinlerini tanımayan bir rejim var. Kendi dini değerlerini tanımayan bir rejim var. Kendi vatandaşının namusunu helal gören, malını ganimet gören bürokratlar, hakimler ve savcılar var. Mahkeme başkanı vatandaşı yargılarken bunu müşriklerle müminler arasındaki savaş olarak niteliyor. Müşrik sözcüğünün şöyle bir özelliği var. Neden bunu kullanıyorlar diye soykırım çalışmalarında araştırdım. Mesela Donanma iddianamesinde böyle şeyler var. Öldürülen insanlar var, işkence ile öldürülen, suikastle öldürülen, tedavisi engellenerek öldürülen. Şimdi bunlar için bir meşruiyet zeminine ihtiyaçları var."

Yaşanılan süreç ile alakalı olarak "Soykırım" ifadesini ilk kullananlardan birisi olan Kur.Alb. Demirtaş, 150 civarında infaz yöntem ve aracı tespit ettiğini, bir tehditin değil insanın yok edilmeye çalışıldığını, bunun kasıtlı olarak ve 7 yıldır yapıldığını, Türk Ceza Kanunu'nda bunun Soykırım suçunu teşkil ettiğini belirtiyor.


Hukusuzlukla Mücadele Nasıl Olmalı?

Kendisi de KHK'lı bir Dz. Kurmay Subay olan Moderatör Engin Büker'in "KHK'lılar olarak mücadelemizi nasıl değerlendiriyorsunuz ve geleceğini nasıl görüyorsunuz?" sorusunu cevaplayan Demirtaş;

"Son 7 yılda Türkiye'de değer ve itibar kazanan yegane kitle KHK'lılar kitlesidir. Peki bu nasıl bir atmosferde oldu? Yedi yıl boyunca devamlı, mütemadiyen ve hiç eksilmeden, kamunun bütün gücü kullanılarak, şiddet kullanılarak, cebir kullanılarak, linç kullanılarak, medyadan hainleştirme kullanılarak, yalan haberler, nefret haberleri, nefret söylemleri yayılarak, insanlar açlığa mahkum edilerek, bir sivil nüfus kitlesi yok edilmeye çalışıldı. İşte bu atmosferde KHK'lılar değer kazandılar. Sadece "Hak" dediler, sadece "HUKUK" dediler, başka da hiçbir şey söylemediler."

"KHK'nın bir rejim değişikliği olduğu, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasasını ortadan kaldırdığı, bütün kurum ve değerlerini yerle bir ettiğini, bütün 84 milyon vatandaşı tehdit ettiğini her geçen gün yaşadıklarımız gösteriyor"

 

Dz.Kur.Alb. Hüseyin Demirtaş: "Hürriyetini elinde bulunduran herkes bu hukuksuzlukla mücadele için mutlaka bir şey yapmalı"

"Herkesin rol ve statüsü farklı, birikimi farklı, içinde yaşadığı atmosfer farklı. Dolayısıyla içinde bulunduğu koşullarda bir şey yapacak.“

"Nefes alıyorsa bir insan, hürriyetini elinde bulunduruyorsa, o mazlum insanlar için çaba sarf etmeli, aldığı her nefeste bunu sorgulamalı, bunu yapmıyorsa çok büyük bir sorumluluk altına giriyor"

Türkiye'de süregelen zulümlerin faillerine de seslenen Dz.Kur.Alb. Hüseyin Demirtaş;

"İnsanlık tarihine, 7 yıl az değil bu, sistematik bir zulmün zalimleri olarak geçtiniz ve bu zulüm post modern dönemin bir soykırım suçu olarak gerçekleşti. Bunun hesabını kendi vicdanınızda,kendi yavrularınızın karşısında ve insanlığın karşısında veremeyeceksiniz. O gün geldiğinde benim karşıma geçip ağlaya ağlaya yalvaracaksınız affet diye. Bunu yaşamayın. Ben sizi düşündüğüm için bu suçlardan vazgeçin diyorum."