Tuğgeneral Kemal Mutlum'u ve Adalet Arayışını Unutmayacağız!
Merhum Tuğgeneral Kemal Mutlum, 1966 yılında Eskişehir'de dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Eskişehir'de tamamladıktan sonra, 1980 yılında kendi isteğiyle Kuleli Askerî Lisesi'ne girdi. 1984 yılında mezun olduktan sonra aynı yıl Hava Harp Okulu'na kabul edildi ve 1988 yılında teğmen rütbesiyle mezun olarak Hava Kuvvetleri Komutanlığı saflarında göreve başladı.
Yaklaşık otuz yıllık askerlik hayatı boyunca yurt içinde ve yurt dışında çeşitli birliklerde görev yapan Mutlum, üç yıl boyunca NATO bünyesinde de görev alarak ülkesini temsil etti. Meslek hayatındaki disiplini, görev anlayışı ve başarıları sonucunda 2014 yılında Yüksek Askerî Şûra kararıyla tuğgeneralliğe terfi etti. Son görev yeri ise Hava Kuvvetleri Komutanlığı Hava Savunma ve Komuta Kontrol Daire Başkanlığı oldu.
15 Temmuz 2016 sonrasında yürütülen yargı süreçlerinin sembol isimlerinden biri hâline gelen Mutlum, 15 Temmuz‘un ardından tutuklandı, uzun yıllar cezaevinde kaldı ve yargılama sürecinde hem maruz kaldığı işkence ve kötü muameleyi hem de hakkındaki suçlamaların teknik ve hukuki dayanağı bulunmadığını mahkeme kürsüsünde ayrıntılarıyla anlattı ve kayda geçirdi.
Tuğgeneral Kemal Mutlum, cezaevinde yakalandığı beyin kanserine rağmen tahliye edilmeden 24 Kasım 2022’de cezaevinde vefat etti.
Onun vefatı, yalnızca bir komutanın kaybı değil; 15 Temmuz sonrasında yaşanan insan hakları ihlallerini, tartışmalı yargılamaları ve hâlen cezaevlerinde ağır sağlık sorunlarıyla yaşam mücadelesi veren hasta tutukluları yeniden hatırlatan acı bir gelişme oldu.
15 Temmuz'un 10. yılında, yaşanan hak ihlallerini unutturmamak ve sesi duyulmayan insanların hukuk mücadelesini kamuoyuna taşımak, vicdani bir sorumluluk olmayı sürdürüyor.
Mahkeme kürsüsünden anlattığı gözaltı süreci
Kemal Mutlum, mahkeme huzurunda yaptığı savunmada gözaltına alındığı ilk günlerde maruz kaldığı muameleyi ayrıntılarıyla anlattı. İfadesine göre 16 Temmuz akşamı Ankara Merkez Komutanlığı'na götürüldü; ardından Voleybol Federasyonu Spor Salonu'ndaki gözaltı noktasına, Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne ve daha sonra Ankara Adliyesi'ne sevk edildi.
Savunmasında, bu süreç boyunca ağır psikolojik ve fiziksel baskıya maruz kaldığını, darbedildiğini, tekmelendiğini, ağır hakaret ve küfürler işittiğini, günlerce aç, susuz ve uykusuz bırakıldığını ifade etti. Darp edildikten sonra emniyet binasının penceresinden aşağı sarkıtıldığını, sırtındaki darp izlerini yıllar sonra bile taşıdığını söyledi.
Mutlum, farklı ekipler görev değiştirse de kendilerine yönelik muamelenin ve kullanılan ifadelerin değişmediğini belirterek, yaşananların önceden planlanmış sistematik bir uygulama olduğu kanaatini dile getirdi. Savunmasında, bu muameleye karışan herkes hakkında şikâyetçi olduğunu da mahkeme kayıtlarına geçirdi.
Üç gün boyunca avukatıyla görüştürülmediğini, aç ve uykusuz şekilde, elleri kelepçeli olarak savcılık ifadesine çıkarıldığını anlatan Mutlum, daha sonra tutuklanarak Sincan 2 No'lu F Tipi Cezaevi'ne gönderildi.
İşkence ve kötü muamele iddiaları, uluslararası insan hakları hukukuna göre zamanaşımına tabi olmayan ağır hak ihlalleri arasında kabul edilmektedir. Bu nedenle, yıllar geçse de bu iddiaların etkili biçimde araştırılması ve sorumluların hesap vermesi yönündeki çağrılar önemini koruyor.
"Hava Kuvvetleri Harekât Merkezi darbe yönetecek bir merkez değildir!”
Kemal Mutlum'un savunmasının en önemli bölümlerinden biri ise görev yaptığı Hava Kuvvetleri Harekât Merkezi'nin yapısına ilişkin teknik açıklamalardı.
Mutlum, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Karargâhı'nın görevinin hava harekâtı yönetmek değil, planlama ve koordinasyon yapmak olduğunu belirtti. Savunmasına göre, yıllar önce başlatılan yeniden yapılanma çalışmalarıyla operasyonel yetkilerin büyük bölümü Eskişehir'deki Birleştirilmiş Hava Harekât Merkezi'ne devredilmişti.
Mahkemeye verdiği ifadede, görev yaptığı merkezin NATO terminolojisinde "Situational Cell" (Durumsal Hücre) olarak görev yaptığını; yani emir veren ve harekât yöneten değil, sahadan gelen bilgileri toplayan, izleyen ve üst komutanlığa aktaran bir izleme merkezi olduğunu anlattı.
Mutlum, bir hava harekâtının yönetilebilmesi için yaklaşık 200 uzman personelin görev yaptığı kapsamlı bir komuta yapısına ihtiyaç bulunduğunu, buna karşılık 15 Temmuz gecesi Hava Kuvvetleri Harekât Merkezi'nde yalnızca sınırlı sayıda nöbetçi personelin bulunduğunu ifade etti. Bu personelin önemli bölümünün de harekât yönetiminden değil, istihbarat, takip, güvenlik ve destek görevlerinden sorumlu olduğunu söyledi.
Savunmasında ayrıca, Hava Kuvvetleri Harekât Merkezi'nin Hava Kuvvetleri Komutanı adına bağımsız emir verme yetkisinin bulunmadığını vurgulayarak, görev yaptığı merkezin sözde darbe girişiminin sevk ve idare edildiği yer olarak gösterilmesinin askerî organizasyon yapısıyla bağdaşmadığını dile getirdi.
Bu nedenle hakkındaki suçlamaları reddeden Mutlum, mahkemeden görev yaptığı birimin yapısının ve yetkilerinin teknik bilirkişiler tarafından ayrıntılı biçimde incelenmesini talep etti.
Adalet arayışı devam ediyor
Kemal Mutlum artık hayatta değil! Ancak geride yalnızca bir dava dosyası değil; cevabı hâlâ tartışılan hukuki sorular, işkence iddiaları ve adalet beklentisi bıraktı.
15 Temmuz'un üzerinden on yıl geçmiş olsa da, bağımsızlığı tartışılan mahkemelerde verilen kararlar nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakıldığını savunan binlerce insan ve ağır sağlık sorunlarına rağmen cezaevlerinde yaşam mücadelesi veren çok sayıda hasta tutuklu bulunuyor.
Kemal Mutlum'u ve onun gibi hukuki süreçlerin mağduru olduğunu savunan insanları unutmamak; işkence iddialarının, adil yargılanma hakkı tartışmalarının ve insan hakları ihlallerinin aydınlatılması yönündeki talepleri gündemde tutmak, demokratik toplumlarda hukukun üstünlüğü ilkesinin bir gereği olarak görülmektedir.
Bu haber, 15 Temmuz'un 10. yılında hayatını kaybeden Merhum Tuğgeneral Kemal Mutlum'un anısını yaşatmak ve mahkeme kürsüsünde dile getirdiği savunmaların, işkence iddialarının ve adalet arayışının unutulmaması adına bir vefa borcu olarak kaleme alınmıştır.
Asım Durmaz